Serbestî, mafê herî bingehîn ê mirovî ye, lê kurd jê bêpar e.


[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]

Başkan Barzani'in Amed Daveti!

Nivîsevan / Yazan: M.Kobal Aryalı  
Demjmêr / Tarih: 17.11.2013  15:29:07

Başkan Barzani'in Amed Daveti!








M.Kobal Aryalı


    

Kürdistan Federe Bölge Başkanı ile Türk Başbakanın Diyarbekir buluşması, TC'nin bölgesel politik ve ekonomik enerji ihtiyacının Kürdistan devletleşme hazırlıklarıyla örtüşme yoklamasıdır. Karşılıklı çıkarlar düşmanları «dost» dostları düşman haline getirdiği gerçeğine bakılırsa, Kürdler bütün bir tarih boyunca masada kayıp eden taraf olmuştur.

Kürdistan ulusal kurtuluş davası Kürdler için devletleşmeyle sonuçlanması zorunlu bir toplumsal talep ve politik bir hedef projesidir. Tabii Kürd liderler için de ayni iyimserliği paylaşmak isterdim. Özgürlük sosyolojisi ciddi ve stratejik bir olgudur. Kollektif liderlik planıyla sürdürülen sistemli bir paradigmadir.

Türk devletinin Rusya'ya gaz, petrol, enerji bağımlılığı yüzde altıms civarına varmıştır. Bu bağımlılıktan dolayı Rusya, ABD, AB arasında şamar oğlanına dönen Türk devlet yöneticilerin Çin üzerinde ekonomik, politik şantaj girişimide bir sonuç vermemiştir. Dolayısıyla Federal Kürdistan Bölgesinin enerji kaynaklarına mecbur kalan türk devletinin söz konusu ihtiyaçtan dolayı Kürdistan Federe Bölgesi ile her türlü ilişki geliştirmek zorunda kalması bölge yönetimi nezdinde doğru okunmalıdır.






Kürdistan toprakların dörte üçü işgal altındadır. En büyük parça olan Kuzey Kürdistan türk sömürgeciliğin işgali altındadır. En az Acem ve Araplar kadar kürdlere yabancı olan ve Kürdleri kırımdan geçiren türklerin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani'yi işgal altındaki Dıyarbekir şehrine davet etmesi iyi bir niyet belirtisi olarak okumuyorum.

Hiç şüphesiz Kürdistan Federe Bölge yönetimi Kürd ulusal çıkarları doğrultusunda bütün devletlerle ilişki geliştirme hakkına sahiptir. İnanyorum ki, Başkan Mesud Barzani Kürdistan özgürlük mücadelesinde ve Kürdler arası barışın korunmasında verdiği sözlere sadık duruşunda bir değişiklik yaşanmayacaktır.


Sayın Barzani özgürlük mücadelesinin içinde doğmuş ve ulusal sorumluluk bilinciyle Kürdistan Bölge Başkanlığına demokratik olarak seçilmiş dolayısıyla Kürdistan'ın kurtarılmış bir parçasının Başkanı olarak, Kürd lider Mele Mustafa Barzanin çocukluğunda esir düstüğü ve halen özgürleşememiş Kuzey Kürdistan'ın Başkenti Amed'e TC başbakanın resmi davatiyle gelmesinin Kürdlere dokunması Barzaniler mücadelesine gösterilen saygının ifadesi olarak algılanmalıdır.

Sonuçta bütün Kürdlere ve liderlerine o kadar çok ağır hakeret eden türk devlet yöneticileri ve tabii basın yayın organları tabiri cayizse tükürdüklerini aynı şiddetle yalamaları iyi bir gelişmedir. Henüz hangi çıkmazdan dolayı Barzani'yi davet ettiği belli olmayan Türk başbakan Erdoğan'da 2007 yılında Federal Kürdistan Bölge Başkanı sayın Barzani ve Federal Irak Cumhurbaşkanı Sayın Talabani'ye öfke dolu sözlerle saldırdığını biliyoruz.

Zaten TC Başbakanın savunduğu Osmanlı yönetim geleneği günümüze kadar Kürd milletiyle savaş halinde olmuştur. Barzani aileside özgürlük mücadelesindeki taraf konumundan dolayı Şeyh Abdusselam'dan (1914) ve Şeyh Ahmet Barzani'ye (1884-1969) Keza Mele Mustafa Barzani'nin Genelkurmay Başkanı olduğu 1946 Kürd bağımsızlık denemesi olarak bilinen Mahabad Kürd Cumhuriyetine ve Federal Kürdistan Bölge'ye uzanan ulusal mirasta hatır sahibidir.

Türk Başbakan Erdoğan'ın sahte Kürd kardeşliği üzerine kurulu politik hesabından dolayı Kürdistan Federe Bölge realitesini benimser görünmesi ve Mesud Barzani' yi o aşağılık menfaatlarinin üstünü örtmek için davet etmesi, türk sömürgeciliğin barbar karekterini ve sömürgeci, sömürge çelişkisini hafifletmeyecektir.

Kürdler liderlerini düşmanlarının tuzağına düşmemeleri için ve daha rahat nefes almak için eleştirmeleri demokrasi ve sorumlulğun bir gereği olarak kavranmalıdır. Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinde bir asırı aşkın geleneğin sadık takipçisi Mesud Barzani de bu ulusal, siyasal zenginliğin tüm etmenleriyle devletleşmemesi halinde kendisininde hiç bir güvencesisinin olmayacağını bilen bir liderdir.  

Görünen O, ki Kürdistan özgürlük siyaseti söz konusu olunca akılları devre dışı kalan türkler öldürme ve hakarette sınır tanımama hallerini çabuk unutmuşlar. Dostluk veya kendilerin deyimiyle «kardeşlik» ilişkilerinden de aynı sayıkla hareket etmeleri güvensiz sözlerin sahipleri olarak dünya rekorcuları haline gelmişler.

Türk Başbakan hangi bölge devletine kardeşlik ve dostluk elini uzatmişsa sonları hayırlı olmamıştır. Libya, Surye, Mısır en canlı örnekleridir. «Tek millet, tek vatan, tek bayrak» ırkçı politikasından dolayı Kürdlerle, özellikle Federal Kürdistan Bölge yöneticileriyle kardeşlik, dostluk demogojisinde inandırıcı bulunmaması Kürdlerin yararına olmuştur.

Kürd Türk Dostluğu Yaşanacaksa, Sömürgeciliğin Son Bulmasıyla Yaşanır.


“Başbakan 10 kadar bakan ve bir çok milletvekiliyle hafta sonunda Diyarbakır'a adeta bir çıkarma yapacak.» cümlesi, Türk Başbakan, Recep T. Erdogan'ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın (Star gazete12/11/2013) makale başlığı olmuştu.

TC Başbakan'ı Recep Tayyip Erdodoğan'ın özellikle son yıllarda türkiye ve Kuzey Kürdistan kamuoyunda alabildiğine teşhir olması, ortadoğu bölge politikası başta olmak üzere, AB, ABD ve Rusya nezdinde de ciddi bir itibar kayıbı yaşamıştır. Kuzey Kürdistan şehirlerine çıkarma kavramlarını kullanmaları Kürdlere gözdağı vermenin yanında işgalcı sömürgeciliğin itirafı oluyor.

Çıkarma askeri, zorba bir terimdir. Türk eğitim, medya ve zihin dünyasında Kürd şehirlerine yapılan devlet gidişlerinin, ekonomik, politik, medyatik ve askeri fetih niteliğinde algılanması bir türk paranoyasıdır. Türk Başbakan, Kürdlere içi boş paket, kuru, sıkı ajitasyon ve bıkınlık getiren tekerrur yalanlarıyla miadını doldurmuştur.

Bu nedenle Kürdlerin karşısına çıkacak yüz bulamayan türk başbakan, Amed'e Kürd lider Mesud Barzani'nin Kürdler üzerindeki saygınlığından faydalanmak istemiştir. Amed'de öldürülen yedi ile on iki yaş arası çocukların katillerini ödüllendiren AKP iktidarının Kürdlere verebileceği olumlu bir şey düşünülemez. Roboski'de devlet uçaklarıyla katledilen 34 Kürd köylüsünün katilleri Türk Başbakan'ın dokonulmazlığına alınmıştır. Gerillanın ateşkesiyle yaşanan tek taraflı barış sürecinin Öcalan'ın manipulasyonuyla sürdürülmesi Kürde nefretin bir ifadesidir. Kuzey Kürdistan'da sömürgeciliğin tek siyasi temsilcisi olarak kalan Akp'nin son ateşkes sürecini saymazsak on yıllık hükümet dönemi Kürd gerillalarını öldürme, siyasetçi ve aydınlarını hapsetme, yıldırma itibarsızlaştırma üzerine devam etmiştir.

Açık ki, Kürdler Türk, Fars ve Arapların işgal ve sömürgelerinden kurtulmayı başardıkları ölçüde saygınlık kazanacaktır.

Bilinmelidir ki, Kendi toplumsal yağında kavrulma, iç dinamikleri üzerinde yükselme ve ulusal pazarına hakim olma projesi milli akıl siyasetiyle mümkün olur. Bu nedenle Kürdistan'ın her hangi bir parçasında işgalcı durumda olan devletlerle kurulacak ilişkiler, bütün parçaların hesabı yapılarak düşünülmelidir.


14/11/2013       


Bersivan / Yanıtlar :

[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]


Serbesti Web / 2003 - 2013
E-mail: serbestiyakurdistan@hotmail.com