Serbestî, mafê herî bingehîn ê mirovî ye, lê kurd jê bêpar e.


[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]

İmralı'dan yönetilen danışıklı ve kirli savaşa hayır.

Nivîsevan / Yazan: Kenan Fani Doğan  
Demjmêr / Tarih: 24.08.2015  06:07:17



Savaşın getirisine-götürüsüne kahramanlık hikayeleri açısından bakanlar savaşla gelen yıkımı göremez, uğranılan zararı hesaplayamaz.

Kürdistan beş devletin işgalinde ve kurtuluşu hesaplı olmayı gerektiriyor. En küçük bir hata kürtlerin ağır bedeller ödemesine neden olur. Zaten şimdiden 7 bin yerleşme birimimiz boşalmış durumda. Bundan bir yıl öncesine kadar yerlerinden tehcir edilerek Türkiye vilayetlerine ve Avrupa ülkelerine göçetmek zorunda bırakılan kürtlerin sayısı 6 milyondu. Son bir yıl içinde göçler aralıksız sürdü. Kuzey'de kürtler göçe devam ediyor. Rojava'da gerek sünni arapların gerekese Esad'ın zulmünden dolayı göçe mecbur olanlar yeni bir tehcire maruz, dolayısıyla yeni bir mülteci dalgası oluşturdular. Tehcire uğrayan Rojava kürtlerinin sayısı neredeyse 1 milyona yaklaşıyor. Bu 1 milyona yakın Rojava'lı kürdün Kuzey kürtleri gibi Türkiye'de vatandaş sayılmayışları bir dert, geldikleri yerde Suriye devletinin vatandaşı yapılmamış olmaları ayrı bir dert. Cebinde hüviyet cüzdanı bile olmayan, çocuklarının anası-babası olduğunu DNA testleriyle kanıtlamak zorunda olan bir mülteci türüdür kürt mülteciler. Bunları böyle kısaca zikretmek kolay, kendimi onların yerine koyduğumda yaşadıkları ızdırabı, maruz kaldıkları haksızlıkları ifade edecek sözcük bulamıyorum.

Gün itibarıyla 7 milyon hatta daha fazla kürt mültecileşmek durumunda. Türkiye vatandaşı olanların birer hüviyet cüzdanına sahip olmaları türk vilayetlerinde maruz kaldıkları zorbalığı bertaraf etmeye yetmiyor. Rojava kürtleri hepten yabancısı oldukları bir ülkede hal bilmezlikleri, dil bilmezlikleri, kürt olmaları dolayısıyla karşılarına çıkarılan kasti zorluklar nedeniyle çok daha ağır koşullara mecbur edilmiş durumda ve hiçbir dayanakları yok. Oysa kürt partileri arasında sağlanacak bir konsensüsle bu insanlara Rojava'ya dönme ve güven içinde yaşama imkanı yaratmak son derece mümkün. Mültecileşen Rojava kürtlerinin ağırlıklı olarak PKK ve Esad rejimine uzak duran, ülkesini sahiplenme eğiliminde kürtler olduğunu belirtmekte yarar var.

Türkiye 1990 yılından itibaren planlı bir şekilde kürtleri tehcire ve mültecileştirmeye başladı. Türk devleti bunu yaparken iki kazanım sağlamayı umuyordu;
Birincisi, boşaltılan yöreler hem coğrafik olarak hem demografik anlamda kürtlerin asimile olmamış, yurtseverliği diri ve Kürdistan'ın diğer parçalarıyla aralarındaki bağlar son derece güçlü olan, suni sınırlara rağmen rağmen diğer parçaların kürtleriyle her durumda kaynaşma istidadı taşıyan kürtlerdi, çünkü sınırın ötesineki kürtlerden hiçbir şekilde ayrılmamış, kendilerini ayrı yada ayrık düşünmemişlerdi. Bu kürtlerin tehciri türklere asırladır başaramadıkları asimilasyon ve kürtleri bölme imkanı sunacaktı.
İkincisi, işgal güçlerinin kürtlere yönelttiği tehcir amaçlı barbarlık görüldüğü gibi 7 milyonluk bir mülteci sorunu yaratmıştı. Bu sayı kürtlerin yaklaşık % 20'sini oluşturan bir nüfusa tekabül ediyordu. Yine bu 7 milyon kürdün sayısı dünyada varolan devletlerin yarısından çoğunun nüfusunu katlayan bir sayıdır. Yarın kürtler ülkelerini kurtardıklarında karşılarına çözümü oldukça zor hatta onyılları alacak bir nüfus mübadelesi sorunu çıkacak. Mübadele olması için kürtlerin elinde takasa, dolayısıyla pazarlığa konu olacak türk azınlık yok ve bu nedenle tehcir edilmiş 7 milyon kürdün ülkesine dönmesi birden çok devlete şantaj ve Kürdistan'ın sağlıklı bir devlet olarak örgütlenmesini engelleme şansı verecek. Kürtlere her türlü zulmü reva görenlerin yarın bu çirkefliğe tevessül edecekleri ihtimal olmayıp tereddütsüz bir şekilde kürtler için bekletiliyor, zamanı geldiğinde amacın tahakkuku için çalışılmaya başlanacak. Kürtler, Bulgaristan yada Yunanistan'daki türklerin statülerine sahip değiller, sayıları onlarınki kadar az değil, yine onlar kadar uygar dünyanın gözü önünde değiller. Suriye yada Ürdün'deki Filistinliler gibi kendileriyle aynı soydan olan, aynı dili konuşan işgalcilerin sığıntısı değiller. Kürtler, tehcir koşullarında her gün tanık olduğumuz gibi linç kıtalarıyla ve öldürme eylemleriyle karşılaşan sahipsiz, avukatsız, haksız-hukuksuz bırakılmış kurbanlardır.

Bu koşullarda savaş sürdürmek sömürgeci devletlerin isteği doğrultusunda Kürdistan'ın boşaltılmasına ve kürtlerin dünyada eşi bulunmayan bir barbarlığa rehin bırakılmasına aralıksız imkan sunmasıyla kürtlerin yararına olmadığı gibi kahramanlık da değildir. Hadiseye bu yanıyla bakanlar savaşın getirdiklerini ve bundan sonra getireceklerini salim kafayla düşündüklerinde tecelli etmesi kaçınılmaz bu tabloyla karşılaşırlar. Oysa savaş ve kahramanlık bir milletin kurtuluşu ve güvenliği gerektirdiği zaman her halk için kaçınılmaz ve meşrudur, dolayısıyla halk savaşı yürütmekten maksat mazlum milletin hak ve hürriyetlerini istirdat etmektir , yoksa bir milleti direnemeyecek duruma düşürmek, yüzyılların esaretinden zaten yorgun kürtleri bitirmek için aralıksız saldıran işgalcilerin son hamlesine çanak tutmak değildir. Bu savaşta Kürdistan'ın savunulması yerine ükemize tecavüzü kolaylaştırmak ve kanıksatmak sonucu hasıl olmaktadır ve kürt güçlerinin işgalcilerle aynı paralelde yürüdüğü kürtlerin kayıplarıyla kanıtlıdır.

Ben şahsım adına kürtlerin savaşmadan ülkelerini kurtaracaklarına inanmıyorum ve bu yollu bir sözü söylemekten hayatım boyunca kaçındım ama savaşın bu türlüsüne tüm kalbimle hayır diyor ve reddediyorum. Kürtlerin meşru savunma ve ülkelerini özgürleştirme amaçlarından oldukça uzaklaşmış olması bir yana sömürgecilere sonsuz imkanlar sunan, kürtleri alabildiğine parçalayan ve güçsüzleştiren, kurtuluşunun önüne bilinçli bir şekilde aşılmaz engeller diken bu kirli savaşa açıkça hayır diyorum.


cebaxcor.blogspot





Bersivan / Yanıtlar :

[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]


Serbesti Web / 2003 - 2013
E-mail: serbestiyakurdistan@hotmail.com