Serbestî, mafê herî bingehîn ê mirovî ye, lê kurd jê bêpar e.


[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]

AKP ÇÖZÜM İSTİYOR !

Nivîsevan / Yazan: Mehmet Kobal  
Demjmêr / Tarih: 24.06.2016  16:50:52


M. Kobal ARYALI


- 11 ayda yedi bin insan öldüren AKP çözüm istiyor!

Rönenansın önemli kişiliklerinden Fiçinos '' kendini tanı ey insan kılığındaki kutsal şey'' diyordu.

Öldürmek,yeniden başa dönmek ve tekrar öldürmek Türk, Arap, Acem rejimlerin ortak Kürd politikası oldu. Tabiatıyla barışçıl çözüm gibi aklın yolu mütegalibe, teolojik, sömürgeci geleneklere yabancıdır. Kan, savaş ve gerginlikle beslenmeleri, toplumsal barışı sadece manipülasyon, takiye amacıyla kullanmaları temel siyasetleridir. Din bu tip rejimlerin uyuşturma ve yönetme sopasıdır. Bu nedenle AKP hükümeti öldüren, hapseden, yaralayan ve göçerten politikasıyla devletin son çaresizliğine oturdu.

Aslında bu saldırganlık siyasi bir bitiştir. Fakat hükümetin Kürd katliamlarıyla düşeceği beklentisine giren CHP, gelişen demokratik sendikal, gençlik ve sokak protestolarına ilgisiz kalması iktidarın nefes borusu oldu. Dünya kamuoyunda teşhir olmuş, üstü çizilmiş ve mezarını daha derin kazımaya terkedilmiş Erdoğan hükümeti bunalım ve krizlerin en ağır dönemini yaşıyor. Dolayısıyla kan, bayrak tekçilik propagandasıyla sürekli ortamı germesi, Kemalist muhalefeti kendi silahlarıyla etkisizleştirme ve sokak muhalefetini susturma taktiğidir. Savunduğu dinci, ırkçı diktatör, takiyeci politikalarla özüne dönen, çıkmaza saplanan hükümetin, tekrar barış, çözüm cümlelerini kurması inandırıcı değildir.

Ortadoğu devletlerin anti demokratik şiddet politikalarıyla yönetme benzerliği ve diktatörlük niteliklerine rağmen uzun yıllar iktidarda kalmaları her türlü karşıt mücadeleyi, müdahaleyi meşru kılmıştır. Son yüz yıllık yakın tarihten günümüze Ortadoğu'da hiç bir devlet, (sınıflar mücadelesi'de dahil) iç etmenlerin değişimi veya demokratik dinamiklerin gelişmesiyle köklü yada idari yönetimsel değişiklikler yaşamamıştır.

Kürdlerin devletleşmeme baskısında birleşen ve bütün Kürd ulusal isyanlarını çok kanlı bastıran, dört sömürgeci devlet (Türkiye, Suriye, Irak, İran) Kürd düşmanlığını kullanarak toplumları şövenleştirmiştir.  

Söz konusu ülkelerde sosyo ekonomik, kültürel politik şekillenme ve toplumsal sorunlar çarpık sömürü modeliyle üst yapının dinsel diktatoryal ihtiyaçlarına göre restore edilmiştir. Ortadoğu'da ve hata bütün bir islam dünyasında hiç bir etnik ve inanç meselesi toplumsal barış hukuku ile çözümüne imkân verilmemiştir. Sanki bütün bir islam alemi bu kirli insanlık dışı geleneği kendi öz mirası olarak sahiplenmiş ve devlet olduğu her toprak parçasında şiddetle uygulamıştır.

Ortadoğu'da asosyal, din siyasetli geri toplum modelleri ve emperyalist sistem sürekli birbirini besledi. Sorgulayıcı olmayan şakşakçı sürü toplumlar modeli hedeflendi. Toplumsal özgürlükler mücadelesi egemen zümrelerin tekçi, hotzotçü baskısıyla rehin alındı. Hukuk dışa karşı bir göstermelik, din ise politikanın baskıcı bir aracı olarak savunmasız etnisite ve inançlara karşı bir cezalandırma işlevi gördü.

Bu nedenle Türkiye, Suriye, Irak, İran, gibi baskıyla yöneten, milli kimlik hakı, inanç hukuku yasaklanan, inkâr edilen, bastırılan etnisite ve inançlara karşı hoşgörü kültürü gelişemiyor. Türk cumhurbaşkanı Erdoğan bu cahil halka hergün yalan söylüyor. İktidarı için ölen ve öldürenlere cennetin rezerve edildiğini belirtiyor. Dini kullanmak, bayrağa tapmak, karşıt bayrakları yakmak gibi ezen, hakim ulus sürekli ırkçılığa ve öldürmeye özendiriliyor.

Toplumsal şiddetin aktüelliğinden dolayı egemenlerine baş kaldıran ilerici sınıf sendikaları, toplumsal özgürlüğü önemseyen akademisyenler, arastırmacı, duyarlı gençlik ve halktan yana sivil toplum örgütlerin mücadelesi şiddetle cezalandırılıyor. Elli yıllık gerici, katliamcı politikalarla yönetiyorlar. Sanki son yarım yüzyılın tecrübesi Ortadoğu devlet yönetimlerin iç dinamiklerle yıkılamayacağını gösteriyor. Birden çok Kürd jenosidi ve Şii katliamları gerçekleştiren Irak Saddam rejimi, dış müdahale olmazsaydı yıkılmayacaktı. Beşar Esad'ın Suriye'si çarpıcı bir örnektir. Suriye'de yıkılmayan şehir kalmamıştır. Milyonlarca insan başka ülkelere sığınmış, beşyüzbinden fazla insan öldürülmüş, ama Baas rejimi iktidardadır! İktidar egosu için yirmi milyon insanı ve bütün bir ülkeyi kazanamayacağı bir savaşta kırdırıyor.

Görülen o ki, savunmasız insanlar nezdinde oluşan çaresizlik, dış müdahaleyi haklı hale getiriyor.Yani burjuva demokrasisi ile gelen emperyalist ittifak sorgusuz, sualsiz öldüren diktatör rejimlere, kafaları kılıçla uçuran islamcılara tercih ediliyor. Bu durumda gelişmeleri objektif yorumlayan siyaset ve itifakları doğru okumak ve kendi egemenlerin piyonu haline gelmemek belirleyici oluyor.

Türk devlet yönetimi, Sur, Cizre, İdil, Şırnak, Yüksekova gibi şehirleri onlarca köy ve kasabayı tank, havan topları ve bombalarla harabeye çevirmesi açık bir Kürd nefretidir. 11 ayda 7 bin 600 insan öldürme bilançosu ve bir milyona yakın insanın göçertilmesi çok ağır bir travmadır. AKP  artık bir suç örgütüdür. Yeniden çözümü dillendirmesi diktatörlüğün, bunalımın ve dünya'da tecrit olmuşluğun basıncıdır.

Madem başa dönecektiniz nedir bu vahşet? Neden bu kadar Kürd öldürüldü ? Neden yerle bir edilen şehirlerimizin, canlı bedenlerimizin üzerine yıkılan duvarlara Türk bayrağı çekiliyor ? Nedir bu nefret? Kürdler size ne yaptı? Savunmasız, mazlum insanları sırtlan sürüleri gibi parçaladınız. Bedenlerini halkına siper eden yürtsever gençleri toplu infaz ettiniz, panzerlerle ezerek kalanlara gözdağı verdiniz. Çünkü Kürd düşmanısınız, işgalcisiniz, katilsiniz. Bu çağ dışı, diktatör politikalarla artık yönetemeyeceksiniz.

Türk Devleti Kürdlerin Yakasında Düşecektir.

Çünkü Türk laisizmi ile islamizmin Kürd düşmanlığından birleşmesi çözümsüzlüğün devamı olmuştur. Kemalizm islamcı sosa bandırılmış. Seksen yıllık Kemalist cumhuriyet ondört yılda islam cumhuriytin kara çarşafına teslim oldu. Bu ne ucube bir laiklikti ? Türk laisizmi ile islamizmin bu kadar rahat birbirine dönüşmesi ya laiklik, islamcılık sahtekarlığıdır, yada sınırsız Kürd Millet düşmanlığıdır. Mısır'da islamist örgütlenmenin etkinliğine rağmen ve ezici bir çoğunlukla iktidara gelen müslüman kardeşler, islamist ideoloji ile yönetmeyi başaramadılar.  

AKP hükümeti dünyanın en gerici, meshepçi yönetimlerini ve islamcı terör örgütlerini Kürdlere ve Batı dünyasına tercih etti. Sözüm ona laik geçinen ve Alevi toplumun'da yoğun oylarını alan CHP vitrinlik laflar söylemenin ötesine geçemedi. AKP yönetimi kitlesel katliam, hırsızlık ve dinci terör örgütleriyle suç ortaklığı politikasına rağmen Kemalistleri ve sol demokrat yelpazeyi savunma psikozuna sapladı.  

Sanki CHP türü bir muhalefet AKP'nin iktidarda kalma gerekçesi olmuş.CHP,  Bir bütün olarak Kürdlere uygulanan katliam, HDP'ye uygulanan baskının keyfini, rahatlığını yaşıyor. Ayrıca DİSK, meslek örgütleri, ögrenci eylemleri, sivil toplum örgütleri, fabrika, sokak protestosu ve Kürd özgürlük mücadelesine dek, hiç bir toplumsal, siyasal hak, hukuk macadelesine katılmadı. Hep üst perdede konuştu. Çünkü bütün Kemalistler, iktidar olma umudunu Kürd katlımına bağlamışlar.  

CHP, Hükümetin suç ortağıdır. Toplumsal sokak muhalefetini boşa çkarmıştır. Zaten Kemalistler, basın yayın organları, AKP'yi katliamcı, meshepçi Sünni politikasından dolayı eleştirmiyorlar. Kürdlerle mücadeleyi büyük devletlerle yeterince işbirliği yaparak başaramadıklarından rahatsızlar.

İktidarla muhalefetin laik, anti laik ve hukuk, adalet polemiğin temeli devlete çöreklenme, rant yeme kavgasıdır.

24/06/2016

M. Kobal Aryalı    
                                                                                                        


Bersivan / Yanıtlar :

[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]


Serbesti Web / 2003 - 2013
E-mail: serbestiyakurdistan@hotmail.com